İnanç

Allah’ın Doksan Dokuz İsmi

99 ESMAÜ’L HUSNA

Hüva’llâ- hü’llezî lâ ilahe illâ Hû

ALLAH
Bu ismi şerif, Cenab-ı Hakkın özel ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlahi sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi manalarını ifade ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah’tan başkasına verilemez. Diğer isimlerin ise, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesinde bir sakınca yoktur. İnsanlara Kadir, Celal ismini vermek gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara verildiklerinde, “kul” manasına gelen “abd” kelimesinin ilavesi güzeldir. Abdülkadir, Abdülkerim ismi gibi…

er-RAHMÂN
Ezel’de bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; Sevdiğini, sevmediğini ayırt etmeyerek bütün yarattığı varlıklara sayısız nimetler sunan; Hayatları için gerekli olan bütün rızıkları veren…

er-RAHÎM
Pek ziyade merhamet edici; Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve sonsuz nimetler vermek suretiyle mükafatlandırıcı… Rahman ism-i şerifinden Allah’ın ezelde bütün yarattığı varlıklar için hayır ve rahmet irade buyurduğu anlaşılır. Rahim ism-i şerifi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan müminler için özel bir rahmetin tecellisini ifade eder.

el-MELİK
Bütün yaratıkların hakiki sahibi ve mutlak hükümdarı…

el-KUDDÛS
Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz… Allah, duyuların idrak ettiği, hayal gücünün şekillendirdiği, fikrin tasarladığı her keyfiyetten münezzeh ve müberradır. Her türlü kutsanmaya layıktır. Kâinatta doğal olarak bulunan umumi temizlik hakikati da, Cenab-ı Hakk’ın KUDDÛS isminin tecellîsidir.

es-SELÂM
Her çeşit arıza ve yıpranmalardan esenlikte kalan: Her türlü tehlikelerden kullarını güvenliğe çıkaran; Cennet’teki bahtiyar kullarına selam eden…

el-MÜ’MİN
Gönüllerde iman ışığı yakan, hidayet tohumu uyandıran; Kendine sığınanlara güvence verip onları koruyan, rahatlandıran…

el-MÜHEYMİN
Gözetici ve koruyucu…
Allah, yarattığı varlıkların amellerini, rızıklarını, ecellerini bilip hayat serüvenlerini kontrol altında tutar. Bütün varlığı görüp gözeten, geliştirip varacağı noktaya ulaştıran ancak O’dur.

el-AZÎZ
Mağlup edilmesi mümkün olmayan Galib. Allah Teâlâ mutlak surette kuvvet ve galebe sahibidir. Yenilme söz konusu değildir. Allah Teâlâ’nın kudreti galipdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını hemen vermeyip, sonraya bırakabilir, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, onlara şans tanır.

el-CEBBÂR
Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan; Dilediğini zorla yaptırmaya kudreti ve otoritesi yeten…

el-MÜTEKEBBİR
Her şeyde ve her olayda büyüklüğünü gösteren… Büyüklük ve ululuk, ancak Allah’a mahsustur, varlığı ile yokluğu Allah’ın bir tek emrine ve iradesine bağlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut, bu sıfatı gerçek anlamda hak edemez.

el-HÂLIK
Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, yaşayacağı olayları tayin ve tespit eden ve ona göre yoktan var eden… Bu ismi şerifin manasında iki husus vardır: Bir şey’in nasıl olacağını tayin ve takdir etmek, O takdire uygun olarak o şey’i var etmek.

el-BÂRİ’
Eşyayı ve her şey’in uzuv ve cihazlarını birbirine uyumlu bir halde yaratan… Her şey’in azası, hayat cihazları ve asli unsurları keyfiyet ve kemmiyet bakımından birbirine uyumlu olarak yaratıldığı gibi, hizmeti ve faydası da genel âhenge uygun yaratılmıştır.

el-MUSAVVİR
Her şeye bir şekil ve özellik veren; farklı biçimlerde resmeden… Allah Teâlâ her şeye bir biçim, bir özellik vermiştir. Her şey’in kendisine göre şekli, dıştan görünüşü vardır ki, başkalarına benzemez. Mesela: İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur.

el-GAFFÂR
Mağfireti (örtmesi ve koruması) pek bol olan… Allah müminlerin günahlarını örter. Dilediği kullarını da günahlardan korur. Bu, onlar için en büyük nimetlerden biridir.

el-KAHHÂR
Herşey’e, her istediğini yapacak surette galip ve hâkim… Allah Teâlâ Kahhâr’dır, her yönden üstün ve daima galipdir. Kuvvet ve kudretiyle her şey’i içinden ve dışından kuşatmıştır. Hiçbir şey Onun bu ihatasından dışarı çıkamaz. Ona karşı her şey’in boynu büküktür. Kahrına yerler, gökler dayanamaz. Kahr ile nice azıtıp sapmış ümmetleri ve milletleri mahv ve perişan etmiştir.

el-VEHHÂB
Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran… Her zaman, her yerde ve her şey’i çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen.

er-REZZÂK
Yaratılmışlara, ihtiyaç duydukları, faydalı olan şeyleri ihsan eden… Rızık, Allah Teâlâ’nın bilhassa yaşayan mahlukatına faydalanmalarını nasip ettiği her şeydir. Rızık yalnız yenilip içilecek şeylerden ibaret değildir. Kendisinden faydalanılan her şeye rızık denir. Maddi rızık, her türlü yiyecek ve içecek, giyilecek ve kullanılacak eşya, para, mücevher, çoluk-çocuk, vücudun çalışma kudreti, bilgi, mal-mülk, servet v.s. gibi şeylerdir. Manevi rızık ise, ruhun ve kalbin gıdası olan şeylerdir. Başta iman olmak üzere insanın manevi hayatına ait bütün duygular ve o duyguların ihtiyacı olan şeyler, hep manevi rızıktır.

el-FETTÂH
Her türlü kapalı şeyleri açan, güçlükleri gideren ve kolaylaştıran… Bitkilerin çiçek açması, tohum ve çekirdeklerin sünbül vermesi, rızık ve rahmet kapılarının açılması hep Fettâh ism-i şerifinin tecellisindendir.

el-ALÎM
Her şey’i çok iyi bilen… Allah, her şey’i tam manasıyla bilir. Her şey’in, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O. Olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş – olacak, gizli – açık söz konusu değildir.

el-KÂBID
Sıkan, daraltan…

el-BÂSIT
Açan, genişleten… Bütün varlıklar Allah’ın kudret avucundadırlar. İstediği kulundan, ihsan ettiği servet ve samanı, evlat ve iyali, yahut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zenginken fakir olur, yahut evlat acısına boğulur, yahut iç sıkıntısına, ıstırap ve huzursuzluk içine düşer. İşte bu haller, Kâbıd isminin tecellileridir. Allah, istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neşe verir, rızık bolluğu verir, bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır.

el-HÂFID
Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan… Allah Teâlâ, istediği kulunu yukarıdan aşağı atıverir. Şan ve şeref sahibi iken, rezil ve rüsvay eder.

er-RÂFİ’
Yukarı kaldıran, yükselten… Allah, istediği kulunu indirdiği gibi, istediği kulunu da yükseltir. Şan ve şeref verir. Bazı gönülleri iman ve irfan ışığı ile parlatır, yüksek hakikatlardan haberdar eder. Allah’ın yükselttiği insanlar, çok defa melek huylu, tatlı dilli, insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan; onlara malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasihatiyle yardım eden nazik, kibar insanlardır. Onlar bu doğrultudan ayrılmadıkça, Allah da bu nimeti kendilerinden almaz.

el-MU’IZZ
İzzet veren, şeref ve haysiyet kazandıran.

el-MÜZİLL
Zillete (aşağılanmış hale) düşüren, hor ve hakir eden…

es-SEMİ’
İyi işiten… Allah Teâlâ işitir. Kalplerimizdeki sözleri ve işitilmek şanından olan her şey’i işitir. Mesafeler, onun işitmesine perde olamaz. Birini işitmesi, ötekilerini işitmesine engel olmaz. Her olayı aynı derece açık olarak işitir.

el-BASÎR
İyi gören… Allah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır. Karanlıklar Onun görmesine mani olamaz. Karanlık gibi, yakınlık – uzaklık, büyüklük – küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan şeyler de Onun görmesine perde olmaz.

el-HAKEM
Hükmeden, hakkı yerine getiren… Allah Teala Hâkimdir, her şeyin hükmünü O verir ve verdiği hükmünü eksiksiz icra eder. Hâkimlerin hâkimliğine, hükümdarların hükümdarlığına hüküm veren de ancak Odur. Onun hükmü olmadan hiçbir şey, hiçbir olay meydana gelemediği gibi, Onun hükmünü bozacak, geri bıraktıracak, infazına engel olacak hiçbir kuvvet, hiçbir hükumet, hiçbir makam da yoktur.

el-ADL
Tam adâletli… Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma manası vardır. Allah Teâlâ Âdil’dir. Zalimleri sevmez. Zalimlerle düşüp kalkanları ve hatta sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sempati besleyenleri de sevmez.

el-LÂTÎF
En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, ince ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran… Allah Teâlâ Lâtif dir. En ince şeyleri bilir. Çünkü onları yaratan O’dur. Nasıl yapıldığı bilinmeyen, gizli olan en ince şeyleri yapar.

el-HABÎR
Her şey’in iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan… En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün eşya ve olaylardan Allah haberlidir. Onun haberi olmadan hiçbir olay cereyan etmez.

el-HALÎM
Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yettiği halde, bunu yapmamak; suçlular hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını ertelemektir. Allah Teâlâ Halîm’dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, kızdıklarına mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tövbe edenleri affeder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.

el-AZÎM
Bütün büyüklüklerin sahibi… Azamet, büyüklük manasınadır. Gerçek büyüklük Allah’a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük, ancak Onundur ve her şey Onun büyüklüğüne tanıktır. Bu sıfatta da Allah’a herhangi bir denk bulunması muhaldir.

el-GAFÛR
Mağfireti çok… Allah Teâlâ’nın mağfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sâhibini aşağılık hale düşürmez. İnsanların görmediği bazı şeyleri melekût âlemi sâkinleri görürler. Gafûr ism-i şerifi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder.

eş-ŞEKÛR
Kendi rızası için yapılan iyi işleri, büyük ödüllerle karşılayan… Şükür, iyiliği, iyilikle karşılamak demektir. Şükür, Allah Te- âlâ’ya karşı kulun yapması gereken bir görevidir. Şekûr ise, az bir kulluk karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lütfeden demektir. Bu manaya Allah’dan başka hakiki sahip yoktur.

el-ALİYY
Her hususta, her şeyden yüce olan… Allah Teâlâ yücedir, yüksektir. Yüksekliğin hakiki manası şudur: Allah’tan daha üstün bir varlık düşünülmesi imkansızdır. Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur. Şânına yaraşmayan her şeyden uzaktır. Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün kemal sıfatlarında üstündür.

el-KEBÎR
Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen… Allah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Her bakımdan büyüktür, varlığının kemâline sınır yoktur. Bütün büyüklükler O’na mahsustur.

el-HAFÎZ
Yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla kaydeden, her şey’i belli vaktine kadar âfet ve belalardan koruyan… Allah her mahlukuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu Hafız isminin tecelliyatındandır. Bir hayvan kimyevi tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otlan bilir ve onları yemez. Kulların amellerinin yazılması, zayi olmaktan korunması da Hafız isminin tecellilerindendir. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafiz isminin yakından ilişkisi vardır.

el-MUKÎT
Her yaratılmışın azığını ve gıdasını belirleyen, azıkları beden ve kalplere gönderen… Bu manaya göre Mukît, Rezzak manasınadır. Yalnız Mukît, Rezzâk’tan daha özel anlamlıdır. Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır.

el-HASÎB
Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve ayrıntılarıyla hesabını tutan; Her şeye ve herkese her ihtiyacı için yeterli olan… Allah Teâlâ, neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve adet varsa hepsinin neticelerini hiçbir ameliyeye (işleme) muhtaç olmadan doğrudan doğruya ve apaçık bilir. Allah Teâlâ, herkese her ihtiyacı için yeterlidir.

el-CELÎL
Celâdet, ululuk ve heybet sahibi, celâl sıfatları ile nitelenmiş… Celâdet ve ululuk, Allah’a mahsustur. Onun zâtı da büyük, sıfatları da büyüktür. Fakat bu büyüklük, cisimlerdeki gibi hacim veya yaşlılık itibarı ile değildir. Zamanla ölçülmez, mekanlara sığmaz.

el-KERÎM
Keremi çok, lütuf ve ihsanı bol… Allah vaadini yerine getirir, verdiği zaman son derece bol verir, cezalandırmaya gücü varken affeder.

er-RAKİB
Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler denetimi altında bulunan… Allah Teâlâ, bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir tanık, bir nâzırdır. Hiçbir şey’i kaçırmaz. Her bir işi görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir.

el-MÜCÎB
Kendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevap veren, onları cevapsız bırakmayan… Âyet-i kerimede, Allah tarafından her duaya cevap verileceği sözü verilmiştir. Fakat kabul edileceği va’dedilmemiştir. Zira kabul edip etmemek Cenâb-ı Hakkın hikmetine bağlıdır. Hikmeti gerekli görürse istenenin aynını, aynı zamanda kabûl eder. Dilerse istenenin daha iyisini verir. Dilerse o duayı âhiret için kabul eder, dünyada netice vermez. Dilerse de kulun faydasına uygun olmadığı için hiç kabul etmez.

el-VÂSİ’
Geniş ve müsaadekar… Allah’ın ilmi, rahmeti, kudreti, aff ve mağfireti geniştir ve her şey’i kaplamıştır. Allah’ın ilminden hiçbir şey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir sınırlama yoktur.

el-HAKÎM
Bütün işleri hikmetli… Allah Hakîm’dir. Faydasız, boş ve tesadüfi bir işi yoktur. Her emir ve hükmünün her yönüyle sonsuz fayda ve yararlan vardır. Her yarattığı varlık, her yaptığı iş bütün kâinat nizamı ile alakalıdır. Kâinatın umumi nizamı ile çelişmekte olan hiçbir hadise, hiç bir iş yoktur.

el-VEDÛD
İyi kullannı seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya biricik lâyık olan…

el-MECÎD
Zâtı şerefli, fiilleri güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan… Bu ism-i şerifin mânasında iki önemli unsur vardır: Biri: Büyüklük ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak. İkincisi: Yüksek huylarından, güzel işlerinden dolayı övülüp sevilmek…

el-BÂİS
Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran… Allah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesetleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesetleri birlikte olarak ödül veya cezalarını verecektir.

eş-ŞEHÎD
Her zamanda olayların dış yüzünü bilen ve her yerde hazır bulunup olaylara tanık olan… Allah, mutlak surette her şeyi bilmesi bakımından Alîm’dir. Hâdiselerin sırlarını ve iç yüzünü bilmesi yönünden Habîr’dir. Dış yüzünü bilmesi yönünden de Şehîd’dir.

el-HAKK
Varlığı hiç değişmeden aynen duran… Allah Teâlâ’ınm zâtı, yokluğu kabul etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez. Hakikaten var olan yalnız Allahtır.

el-VEKÎL
Usûlüne uygun şekilde, kendisine yönlendirilen işleri en güzel şekilde neticelendiren… Kendisine iş ısmarlanan zâta vekil denir. Allah, en güzel ve en mükemmel vekil’dir. İşlerin hepsini çekip çeviren, yönlendiren ve idare eden O’dur. Fakat kendisi hiçbir işinde vekile muhtaç değildir. Allah Teâlâ, kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştırır.

el-KAVİYY
Çok kuvvetli. Çok güçlü…

el-METÎN
Çok sağlam. Gücü çok şiddetli… Allah, tam bir kuvvet sahibi olmak bakımından Kaviyy, gücünün çok şiddetli olması bakımından Metindir.

el-VELİYY
İyi kullarına dost olan, yardım eden… Allah, sevdiği kullarının dostudur. Onlara yardım eder. Sıkıntılarını, darlıklarını kaldırır, ferahlık verir. İyi işlerde başarılı kılar. Her çeşit karanlıklardan kurtarır, aydınlığa çıkarır. Allah’ın dost olduğu kimselere, korku ve üzüntü yoktur. Herkesin korktuğu zaman, onlar korkmazlar.

el-HAMÎD
Ancak kendisine övgüler söylenen, bütün varlığın diliyle biricik övülen, methedilen… Hamd; iyilikler sahibi büyüğü övmek, saygı ve teşekkür kasdiyle övgülerde bulunmaktır. Her varlık hâl diliyle olsun, ağız diliyle olsun, Allah’ı noksanlardan arındırıp kutsamaktadır. Bütün hamd ü senalar O’na mahsustur. Hamd ve şükürle kendisine saygı duyulacak ve ibadet olunacak nimet sahibi ancak O’dur.

el-MUHSÎ
Herşey’in sayısını bir bir bilen… İlmi her şey’i kuşatıp ve her şey’in miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah’dır.

el-MÜBDİ’
Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan… Mübdi, bir manada icad demektir. Muîd ism-i şerifi de îcad manasına gelir. İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış, meydana getirilmiş ise, iade; değilse yani benzeri, modeli olmayan yeni bir şey ise ibdâ denir.

el-MUÎD
Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan… Her şey kendine takdir edilen ömrünü tamamlayıp öldükten sonra, Allah’tan başka kimse kalmaz, fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır, tekrardan yaratır. Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları işlerden hesaba çeker.

el-MUHYÎ
Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren… Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allah’ın emir ve fermanıyla, yaratmasıyla ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah yoğu var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani, diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır.

El-Mümit

El-Hayy

El-Kayyûm

El-Vâcid

El-Mâcid

El-Vâhid (El-Ahad)

Es-Samed

El-Kâdir

El-Muktedir

El-Mukaddim

El-Muahhir

El-Evvel

El-Âhir

Ez-Zâhir

El-Bâtın

El-Vâlî

El-Müteâlî

El-Berr

Et-Tevvâb

El-Müntekım

El-Afüvv

Er-Rauf

Mâlikü’l-Mülki Zü’l-Celâli ve’l-îkrâm

El-Muksit

El-Câmi’

El-Ğaniyy

El-Muğni

El-Mâni’

Ed-Dârr

En-Nâfi’

En-Nûr

El-Hâdî

El-Bedî

El-Bâki

El-Vâris

Er-Reşîd

Es-Sabûr (Celle Celâluh).

***

Yazan/Derleyen: Murat Sevimbay

Faydalanılan Kaynaklar:

Esma’ül Hüsna Şerhi

Diyanet Yayınları

Risale-i Nur Külliyatı

İslami Kaynaklar

wlogo

BLOG SİTE

GENEL

İNANÇ

FACEBOOK SAYFA