Genel

Medrese-i Yusufiye

– Yusuf Medresesi –

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

فَلَبِثَ فِى السِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

(Yusuf daha nice yıllar zindanda kaldı.) – Yusuf suresi – 42. Ayetinin haberi ve sırrıyla Yusuf Aleyhisselam mahpusların piridir. Ve hapishane bir nevi Medrese-i Yusufiye olur.

Peygamber Hz. Yusuf (A.S.) zindandan çıkarken zindan kapısına yazdığı nasihat: “Zindan belalar menzili, dirilerin mezarı, kederlilerin evi, düşmanların sevindiği ve dostlar için tecrübe ve kendini toparlama yeridir. Zindan suçlular için bir pişmanlık mekanıdır. Dostlarımız zindanın ağır koşulları altında ruhlarını kuvvetlendirir ve bu mekanda olgunlaşırlar, kendilerini bu zindana gömmezler.”

Neden Hapishanelere Medrese-i Yusufiye denilir? Çünkü Hz. Yusuf A.S. Mısır Azizinin hanımı olan Züleyha’nın iftirası yüzünden zindana atıldı. 12 sene kaldığı zindanda tebliğ, irşad ve ibadet yaparak burayı bir nevi medreseye çevirdi.

Yüce Kitabımız Kur’anı Kerimin manevi bir tefsirinde dünya hayatı zindana benzetilmiş, Dünya ise, bütün şaşaasıyla, ahirete nispeten bir zindan hükmündedir denilmiştir.

Dünya zindanında başımıza gelen sıkıntılar ile fani dünyamızın ağlamasına mukabil, baki hayatımızı güldürerek bu hapis musibetinden intikamımızı tam almak için, o mübarek heyetin hediyelerini kabul etmeliyiz.

…bu hapishanemize iki heyet girdi. Bir kàfile ellerinde çalgılar, şaraplar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeye çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir, insi şeytanlar içine zehir atmışlar. İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helal yemekler ve mübarek şerbetler var. Bize hediye veriyorlar…

Terbiyename: İnsanı eğiten, olgunlaştıran, doğruya sevk-eden, yanlışlardan koruyan sistemli bir eğitim kitabı şeklinde anlamak daha doğru olur. Bu açıdan bakıldığında Kur’an bir terbiyenamedir. Sünnet ve hadisler birer terbiyenamedir. Hatta büyük zatların telif ettikleri her bir eser, birer terbiyanamedir, denebilir.

KISSA-i YUSUF

Yusuf Peygamberin hayatından alınacak pek çok dersler vardır, bunlardan bir kaç tanesi şunlardır:

1. İffeti: Yusuf Peygamber, iffetini korumak uğrunda zindana girmeye, eziyet çekmeye bile razı olmuştu.

2. Vefa ve sadakati: Züleyha’nın nefsani isteklerini reddetmiş ve yanında kaldığı Mısır Azizine hainlik etmeyi asla düşünmemiş, daima vefalı ve sadık kalmıştır.

3. Sabır dersi: Yusuf Peygamberin yaşayışında karşılaştığı sıkıntılara sabırla karşı koyması, sabrın yüceliğini gösteren bir ibret dersidir. Neticede zindandan çıkıp sarayda mevki almış ve Mısır Azizi olmuş, başarıya ve mutluluğa ulaşmıştır.

4. İyiliğe teşvik ve Af dersi: Yusuf Peygamberin hayatında iyiliğe teşvik, dünya ve âhiret saadetine ulaşmak konusunda iyiliğin tesirlerini dile getirme de vardır. Kötülük yapanı af ve müsamaha ile karşılayıp, iyilikle mukabele etmektir.

5. Rüyadaki sırlar: Yusuf suresinin mühim bir esasını, Yusuf (A.S.)’un gördüğü rüya, hapishanedeki mahkumlara ve Mısır hükümdarına yaptığı rüya tâbirleri teşkil etmektedir. Rüyada ve uykuda perdeli pek çok hakikatların var olduğuna dikkat çekilmektedir.

6. En güzel bir kıssanın güzel bir nüktesidir: Ahsenü’l-kasas olan kıssa-i Yusuf Aleyhisselâmın hâtimesini haber veren تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنِى باِلصَّالِحِينَ âyetinin ulvi, latif ve müjdeli ve mu’cizeli bir nüktesi şudur ki:

Aziz-i Mısır olması, peder ve validesiyle görüşmesi, kardeşleriyle sevişip tanışması olan, dünyada en büyük saadetli ve ferahlı bir hengamda, Hazret-i Yusuf’un mevtini şöyle bir surette haber veriyor ve diyor ki:

Şu ferahlı ve saadetli vaziyetten daha saadetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için, Hazret-i Yusuf kendisi Cenâb-ı Haktan vefatını istedi ve vefat etti, o saadete mazhar oldu. Demek, o dünyevi lezzetli saadetten daha cazibedar bir saadet ve ferahlı bir vaziyet, kabrin arkasında vardır ki, Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi hakikatbin bir zât, o gayet lezzetli dünyevi vaziyet içinde, gayet acı olan mevti istedi, tâ öteki saadete mazhar olsun.

İşte, Kur’an-ı Hakimin şu belağatına bak ki, kıssa-i Yusuf’un hatimesini ne suretle haber verdi. O haberde dinleyenlere elem ve teessüf değil, belki bir müjde ve bir sürur ilave ediyor. Hem irşad ediyor ki:

Kabrin arkası için çalışınız; hakikî saadet ve lezzet ondadır. Hem Hazret-i Yusuf’un âli sıddıkıyetini gösteriyor ve diyor:

Dünyanın en parlak ve en sürurlu hâleti dahi ona gaflet vermiyor, onu meftun etmiyor; yine âhireti istiyor.

***

İhyâ, III, 235-236.
Risale-i Nur Külliyatı

wlogo

BLOG SİTE

FACEBOOK SAYFA